CYTARABINE Ampul

Onko&Koçsel

Etken Maddeler:

Sitarabin (Sitosin arabinosid)

Piyasa Şekilleri:

100 mg/5 ml: 5 ml'lik 10 ampul, 40 mg/2 ml: 2 ml'lik 10 ampul içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:

Akut non-lenfositik lösemide i.v. uygulama: İndüksiyon tedavisinde diğer antikanser ilaçlarla kombine olarak mutat sitarabin dozu; her 12 saatte bir, 100 mg/m2 i.v. (1-7 günler) veya 100 mg/m2/gün devamlı i.v. infüzyon (1-7 günler) şeklinde uygulanır. Meningeal lösemide intratekal uygulama Sitarabin, akut lösemide 5 mg/m2 ile 75 mg/m2 vücut yüzey alanı dozları arasında intratekal olarak kullanılmıştır. Kullanım sıklığı 4 gün süre ile günde 1 defalık tedavi rejiminden, her 4 günde bir yapılan tedavi rejimi arasında değişir. Serebrospinal sıvı bulguları normal hale gelene kadar en sıklıkla kullanılan doz; her 4 günde 1.30 mg/m2'dir.

Endikasyonları:

Çocuklarda ve erişkinlerde görülen akut miyelostik lösemide (AML) remisyonun başlatılması ve idamesi amacıyla kullanılır. Ayrıca akut lenfositik lösemi (ALL) ve kronik miyelostik löseminin (KML) blast fazında da kullanılır. AML: Aynı tedavi programına çocukların verdiği yanıt oranı erişkinlerden daha yüksektir. ALL: Diğer tedavilerden sonra alevlenme dönemine giren ALL'de tek başına veya diğer antineoplastiklerle birlikte etki gösterir. Meningeal lösemide intratekal kullanım: Sitarabin akut lösemide intratekal olarak kullanılabilir. Doz, SSS bulgularının tipine ve şiddetine, ayrıca daha önceki tedaviden alınan yanıta bağlı olarak saptanır. SSS'deki fokal lösemik tutulmalar radyoterapiden daha fazla yarar görürler. Akut meningeal löseminin başarılı tedavisinden sonra profilaktik olarak üçlü tedavi yapılması yararlı olur.

Kontrendikasyonları:

Sitarabine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Sitarabin güçlü bir miyelosupresandır ve yalnız antimetabolitlerle kemoterapi konusunda deneyimli uzman hekimler tarafından kullanılmalıdır. Daha önceden aldıkları tedaviye bağlı olarak kemik iliği baskılanmış hastalarda sitarabin tedavisine başlarken dikkatli olunmalıdır. İndüksiyon tedavisi sırasında hastayı yakın tıbbi gözlem altında tutmak ve her gün lökosit-trombosit sayımı yapmak gerekir. Periferik kanda blast hücreleri kaybolduktan sonra kemik iliği incelemesi yapmak gerekir. Trombosit sayısı 50.000/mm3, polimorf nüveli lökosit sayısı 1000/mm3'ün altına düşmesi halinde tedavi durdurulur ve doz ayarlaması yapılır. Tekrar tedaviye başlamak için kemik iliğinin normale dönmesi beklenir. Kemik iliği supresyonuna bağlı ölümcül komplikasyonlara (granülositopeniye bağlı enfeksiyonlar, trombositopeniye bağlı kanamalar) karşı dikkatli olmak gerekir. Periyodik olarak karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri kontrol edilmelidir. Büyük intravenöz dozlar hızlı bir şekilde verildiğinde hastalarda bulantı ve saatler süren kusmalar görülebilir. İlaç yavaş bir şekilde infüze edildiğinde bu tip rahatsızlıkların insidansı azalmaktadır. Neoplastik hücrelerin lizisine bağlı olarak hiperürisemi gelişebilir. Hastanın kan ürik asit düzeyi izlenmeli ve gerekli destek önlemler alınmalıdır. Daha önce L-asparaginaz tedavisi uygulanan hastalarda sitarabin kullanımına bağlı akut pankreatit görülebilir. Akut non-lenfositik lösemisi olan iki erişkin hastada yüksek doz sitarabinle daunorubisin ve asparaginazın birlikte kullanımı sonucu periferik sinirlerde duyusal ve motor bozukluklar görülmüştür. Hastalar bu gibi durumlarda irreversibl hale gelmeden doz ayarlaması yapılmak üzere kontrol altında tutulmalıdır. Sitarabin fetüs üzerinde zararlı etkiye sahiptir. Gebe kadınlar üzerinde yapılmış kontrollü çalışmalar yeterli değildir. Sitarabin tedavisi uygulanan çocuk doğurma çağındaki hastalara gebe kalmamaları önerilmelidir. Tedavi gebeliğin 2. veya 3. ayında başladıysa risk daha düşüktür. Gebeliğin her üç ayında tedavi edilmesine rağmen normal çocuk doğumlarına rastlanmışsa da bu çocukların daha ilerki yıllarda izlenmesi önerilmektedir. Gebelik sırasında tek başına veya diğer sitotoksik ilaçlarla birlikte sitarabin uygulanan 32 gebe kadından 18'i normal bebekler doğurmuştur. Bunlardan dördünde anne ilk 3 ay içinde ilaç almıştır. 5 tanesi düşük doğum kilolu ve prematüre doğmuştur. Bu 18 bebeğin 12'si 6 haftayla 7 yıl arası bir süre boyunca izlenmiş ve herhangi bir anomali görülmemiştir. Normal doğan bebeklerden biri 90 günlükken gastroenterit nedeniyle ölmüştür. Konjenital anomaliyle doğan iki bebek te gebeliğin ilk üç ayında tedavi gören annelerin bebekleridir. Bu çocukların yedisinde neonatal dönemde pansitopeni, geçici lökopeni, hematokrit veya trombosit azalması, elektrolit anomalileri, geçici eozinofili, Ig-M düzeylerinde artış, sepsise bağlı hiperpireksi gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu yedi bebeğin altısı prematüre doğmuştur. Pansitopenili bir bebek sepsis nedeniyle 21 günlükken ölmüştür. Terapötik nedenle gebeliği sonlandırılan 5 kadının bebeklerinden üçü, görünürde normal bulunmuş, birinde dalak büyümesi, birindeyse koryonik dokuda Trizomi C kromozom anomalisi görülmüştür. Sitarabinin anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Emzirme dönemindeki annelerde emzirmenin veya tedavinin sonlandırılmasına, ilacın anne için önemi göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. İntratekal kullanım: İntratekal uygulanan sitarabin, sistemik toksisiteye yol açacağından hematopoetik sistemin dikkatle izlenmesi gerekir. İntratekal uygulamalardan sonra en sık görülen reaksiyonlar bulantı, kusma ve ateştir. Bu reaksiyonlar orta şiddette ve sınırlıdır. Parapleji ve nörotoksisite görülebilir. İntratekal olarak sitarabin yanında metotreksat ve hidrokortizon tedavisiyle radyoterapi gören 5 çocukta nekrotizan lökoensefalopati görülmüştür. İntratekal uygulamada benzil alkol içeren sulandırıcılar kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:

Sitarabin sendromu: Ateş, miyalji, kemik ağrısı, göğüs ağrısı, makülopapüler döküntüler, konjonktivit, halsizlikle kendini gösteren bir sendromdur. İlaç uygulandıktan 6-12 saat sonra ortaya çıkar. Bu sendromun tedavisinde veya önlenmesinde kortikosteroidler kullanılır. Hematolojik: Sitarabin kemik iliğini baskılayıcı bir ilaç olduğu için tedavi sırasında anemi, lökopeni, trombositopeni, megaloblastoz, retikülositlerde azalma görülebilir. Bu reaksiyonların şiddeti doza ve tedavi programına bağlıdır. Periferik yayma ve kemik iliği morfolojisinde hücresel değişiklikler görülebilir. Enfeksiyonlar: Selüler veya hümoral bağışıklığı etkileyen dozlarda tek başına veya diğer sitostatiklerle birlikte kullanılan sitarabine bağlı olarak viral, bakteriyel, fungal, parazitik veya saprofitik enfeksiyonlar görülebilir. Bu enfeksiyonlar hafif olduğu gibi ağır, hatta ölümcül de olabilir. En sık görülen yan etkiler: İştahsızlık, bulantı, kusma (hızlı i.v. enjeksiyonun ardından), diyare, oral veya anal enflamasyon veya ülserasyon, karaciğer işlev bozukluğu, ateş, döküntü, tromboflebit, kanama.

İlaç Etkileşimleri:

Sitarabin içeren kombine tedavi sonlandırıldıktan birkaç gün sonrasına kadar digoksinin emilimi azalır. Digoksin kapsül ve digitoksinle etkileşimi yoktur. Daha önceden L-asparaginazla tedavi gören hastalarda sitarabin tedavisine geçildiğinde akut pankreatit görülebilir.