1ilaç

PRIMASEF Flakon

Mustafa Nevzat

 

Etken Maddeler:

Sefoperazon sodyum 1 g, Sulbaktam sodyum 1 g

 

Piyasa Şekilleri:

1 flakon
Piyasada Mevcut Değil

 

 

Kullanım Şekli:

Erişkinler için günlük doz 1-2 g'dır (12 saatte bir). Uygulama i.v. ya da i.m. yapılabilir. Ciddi enfeksiyonlarda günlük doz 4 g’a kadar artırılabilir. Çocuklar için günlük doz 20-40 mg/kg’dır (6-12 saatte bir). Ciddi enfeksiyonların tedavisinde günlük doz 80 mg/kg’a kadar artırılabilir. Uygulama 80 mg/kg’ı geçmemelidir. Böbrek fonksiyonu bozuk hastalarda, yükleme dozu sonrasında uygulanacak doz kreatinin klirensi 15-30 ml/dk arasında ise 12 saatte bir maksimum 1 g ve 14 ml/dk’dan daha az ise 500 mg olmalıdır.

 

 

Endikasyonları:

Sulbaktam ve sefoperazon bileşimi sefoperazona duyarlı olan bütün organizmalara etkilidir. Buna ilaveten, başta Haemophilus influenzae, Bacteroides türleri, Staphylococcus türleri, Acinetobacter calcoaceticus, Enterobacter aerogenes, Escherichia coli, Proteus mirabilis, Klebsiella pneumoniae, Morganella morganii, Citrobacter freundii, Enterobacter cloacae ve Citrobacter diversus olmak üzere çok çeşitli organizmalara karşı sinerjistik aktivite gösterir. Klinik olarak önemli çok çeşitli organizmalara in vitro olarak aktiftir. Bunlar; Gram pozitif organizmalar -Staphylococcus aureus (penisilinaz üreten ve üretmeyen suşları dahil), Staphylococcus epidermidis, Streptococcus pneumoniae (evvelce Diplococcus pneumoniae), Streptococcus pyogenes (Grup A beta-hemolitik streptokok), Streptococcus agalactiae (Grup B beta-hemolitik streptokok), Beta-hemolitik streptokokların hemen hemen diğer bütün suşları, Streptococcus faecalis'in (enterococcus) birçok suşları-, Gram negatif organizmalar -Escherichia coli, Klebsiella türleri, Enterobacter türleri, Citrobacter türleri, Haemophilus influenzae, Proteus mirabilis, Proteus vulgaris, Morganella morganii (evvelce Proteus morganii), Providencia rettgeri (evvelce Proteus rettgeri), Providencia türleri, Serratia türleri (S. Marcescens dahil), Salmonella ve Shigella türleri, Pseudomonas aeruginosa ve diğer bazı Pseudomonas türleri, Acinetobacter calcoaceticus, Neisseria gonorrhoeae, Neisseria meningitidis, Bordetella pertussis, Yersinia enterocolitica-, Anaerobik Organizmalar -Gram negatif basiller (Bacteriodes fragilis diğer Bacteriodes türleri ve Fusobacterium türleri dahil), Gram pozitif ve gram negatif koklar (Peptococcus, Peptostreptococcus ve Veillonella türleri dahil), Gram pozitif basillerdir (Clostridium, Eubacterium ve Lactobacillus türleri dahil). Duyarlı organizmaların meydana getirdiği; Solunum yolları enfeksiyonları (üst ve alt), İdrar yolu enfeksiyonları (üst ve alt), Peritonit- kolesistit- kolanjit ve diğer karın boşluğu enfeksiyonları, Septisemi, Menenjit, Cilt ve yumuşak doku enfeksiyonları, Kemik ve eklem enfeksiyonları, İnflamatuar pelvik hastalık- endometrit- gonore ve diğer jenital yol enfeksiyonlarının tedavisinde endikedir. Bileşik tedavi: Enfeksiyonların çoğu geniş etki spektrumundan ötürü tek başına sulbaktam ve sefoperazon bileşimi ile yeterli şekilde tedavi edilebilir. Bununla beraber, kombine tedavi endikasyonu mevcutsa, diğer antibiyotiklerle beraber kullanılabilir. Şayet birlikte bir aminoglikozid kullanılacaksa, tedavi süresince renal fonksiyonlar kontrol edilmelidir.

 

Kontrendikasyonları:

Sefalosporin veya penisilin sınıfı antibiyotiklere allerjisi olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.

 

Uyarılar:

Beta laktam ilaçlarla tedavi uygulanan hastalarda, ciddi ve arasıra fatal aşırı duyarlılık (anafilaktik) reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu reaksiyonlar daha ziyade geçmişinde bir çok allerjene aşırı hassasiyeti olan kişilerde meydana gelirler. Eğer allerjik bir reaksiyon meydana gelirse, ilaç kesilmeli, uygun tedavi başlatılmalıdır. Ciddi anaflaktik reaksiyonlar epinefrin ile hemen acil tedavi gerektirir. Oksijen, intravenöz steroidler ve intübasyon dahil hava yollarına müdahale gerektiği şekilde uygulanmalıdır. Sulbaktam ve sefoperazon için geçerli olan önlemler bileşim için de geçerlidir. Sefoperazon yoğun olarak safra ile atılır. Karaciğer hastalığı ve/veya biliyer obstrüksiyonu olan hastalarda sefoperazonun üriner itrahı artmış ve serum yarı ömrü genellikle uzamıştır. Şiddetli hepatik disfonksiyon mevcudiyetinde bile, safrada terapötik konsantrasyonlar elde edilir ve ilacın yarı ömründe yalnızca 2-4 misli bir artma görülür. Şiddetli biliyer obstrüksiyon, şiddetli karaciğer hastalığı veya bunlarla birlikte renal disfonksiyon mevcutsa doz modifikasyonu gerekebilir. Hem hepatik disfonksiyon, hem de birlikte renal bozukluk olan kişilerde sefoperazon serum konsantrasyonları kontrol edilmeli ve gereğine göre doz ayarlanmalıdır. Bu vakalarda serum konsantrasyonları yakından takip edilemiyorsa günlük sefoperazon dozu 2 g'ı aşmamalıdır. Hemodializ sırasında sefoperazon serum yarı ömrü hafifçe azalabilir. Bu sebepten dozlar, diyaliz süresini takip edecek şekilde ayarlanmalıdır. Diğer antibiyotiklerde de olduğu gibi, sefoperazon ile tedavi edilen hastaların birkaçında vitamin K eksikliği görülmüştür. Mekanizması, büyük bir ihtimalle, normalde bu vitamini sentetize eden barsak florasının baskılanmasına bağlanmıştır. Bu riske maruz kalanlar arasında yeterli beslenemeyen, malabsorbsiyon durumu gösteren (örn: kistik fibrosis) veya uzun süreli intravenöz beslenmede olan hastalar vardır. Bu hastalarda protrombin zamanı kontrol edilmeli ve gerekli ise eksojen vitamin K verilmelidir. Sefoperazon tedavisi süresince ve son dozdan 5 gün sonrasına kadar alkol alan kişilerde kızarma, terleme, başağrısı, taşikardi ile karakterize bir reaksiyon bildirilmiştir. Buna benzer reaksiyonlar diğer bazı sefalosporinler ile de bildirilmiştir. Sulbaktam ve sefoperazon bileşimi verilen hastalar, aynı zamanda alkollü içkiler almamaları için uyarılmalıdırlar. Oral veya parenteral suni beslenme gereken hastalarda etanol içeren solüsyonlar kullanılmamalıdır. Diğer antibiyotiklerle de olduğu gibi, uzun süre sulbaktam ve sefoperazon bileşimi uygulanması esnasında, duyarlı olmayan organizmaların aşırı üremesi görülebilir. Tedavi süresince hastalar dikkatle gözlenmelidir. Diğer güçlü sistemik ajanlarda olduğu gibi, uzun süreli tedaviler sırasında renal, hepatik ve hemotopoetik sistemler dahil, organ sistem disfonksiyonu için periyodik kontroller yapılması tavsiye edilir. Bu, bilhassa yeni doğmuşlar ve özellikle prematüre doğanlar ve diğer bebeklerde önemlidir. Fehling veya Benedict solüsyonları ile idrarda glikoz için yanıltıcı pozitif reaksiyon görülebilir. Hamile kadınlarda yapılmış yeterli ve tam kontrollu çalışmalar yoktur. Hayvanlar üzerinde yapılan üreme deneyleri insanların vereceği cevaplar için her zaman doğru bir gösterge olmadığından hamilelik döneminde bu ilaç yalnız kesinlikle ihtiyaç varsa kullanılmalıdır. Sefoperazon ve sulbaktam ancak çok az miktarlarda insan sütü ile atılırlar. Her ne kadar bu iki ilaç emziren annelerin sütüne çok az miktar geçerse de, süt veren annelerde ihtiyatla kullanılmalıdır. Bebeklerde etkili olarak kullanılmıştır. Prematür bebek ve yeni doğmuşlarda yoğun bir şekilde incelenmemiştir. Bundan dolayı prematür ve yeni doğmuş bebeklerin tedavisinde muhtemel yararlar ve potansiyel riskler iyice tartılarak karar verilmelidir. Sefoperazon bilirubini, plazma proteinine bağlanma yerlerinden ayırmaz.

 

Yan Etkileri:

Genellikle iyi tolere edilir. Yan etkilerin çoğunluğu hafif veya orta şiddette olup tedavi devam ederken tolere edilmişlerdir. Gastrointestinal: Diğer antibiotiklerde olduğu gibi, en sık gözlenen yan etkiler gastrointestinaldır. En fazla ishal ve yumuşak gaita, bunları takiben bulantı ve kusma bildirilmiştir. Bildirilen bu etkilerin sıklığı %3.6-10.8 arasında değişmektedir. Deri reaksiyonları: Diğer bütün penisilinler ve sefalosporinlerde olduğu gibi makülopapüler deri döküntüleri, ürtiker, eozinofili ve ilaca bağlı ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan aşırı duyarlılık bildirilmiştir. Vakaların %0.8-1.3'ünde görülen bu reaksiyonlar daha çok anamnezinde allerji bulunan ve özellikle penisiline karşı allerjisi olan hastalarda görülmüştür. Hematoloji: Nötrofillerde hafif bir azalma rapor edilmiştir. Diğer, beta laktam antibiyotiklerde de olduğu gibi uzun süreli kullanımdan sonra reversibl nötropeni görülebilir. Bazı hastalarda, sefalosporin antibiyotikleri tedavisi sırasında, pozitif direkt Coombs testleri ortaya çıkmıştır. Diğer sefalosporinlerle ilgili yayınlanmış literatürde bildirildiği gibi hematokrit ve hemoglobin'de azalma bildirilmiştir. Gelip geçici eozinofili ve trombositopeni görülmüş ve hipoprotrombinemi bildirilmiştir. Muhtelif: Hastaların %1’den daha azında baş ağrısı, ateş, enjeksiyon yerinde ağrı, titreme gibi diğer yan etkiler görülmüştür. Laboratuvar bulgularında değişiklik: Rapor edilen vakaların %6.3-10’unda SGOT,SGPT alkalin fosfataz ve bilirubin seviyelerinde gelip geçici bir artış gözlenmiştir. Lokal reaksiyonlar: İntramusküler uygulamadan sonra iyi tolere edilir. Arasıra enjeksiyon yerinde geçici bir ağrı olabilir. Diğer penisilin ve sefalosporinlerde olduğu gibi intravenöz kateter yoluyla uygulandığı zaman bazı hastaların infüzyon bölgesinde flebit görülebilir.

 

İlaç Etkileşimleri:

Başlangıç sulandırması için laktatlı ringer solüsyonu veya %2 lidokain HCl’den bu karışımlarla geçimsiz olduğu gösterildiğinden kaçınılmalıdır. Bununla beraber, iki basamaklı bir sulandırma tatbik edilir, yani enjeksiyonluk su ile ilk sulandırmayı müteakip 5 mg/ml sulbaktam konsantrasyonu temin edecek şekilde Laktatlı Ringer Solüsyonu ile tekrar dilüe edilirse elde edilen karışım stabildir. Benzer şekilde, enjeksiyonluk su ile ön seyreltmeden sonra %0.5 lidokain HCl solüsyonunun beher ml’sinde 125 mg sefoperazon ve 125 mg sulbaktama ihtiva edecek şekilde % 2 lidokain HCl ile seyreltilir. Aralarında fiziksel geçimsizlik olduğu için aminoglikozid solüsyonları doğrudan karıştırılmamalıdır. Eğer kombinasyon tedavisi düşünülüyorsa bu, ikinci ayrı bir intravenöz tüp kullanarak birbirini takiben aralıklı intravenöz infüzyonla sağlanır, fakat esas intravenöz tüp dozlar arası uygun bir mayi ile yeterli olarak yıkanmalıdır. Gün içinde dozların uygulamalarının aminoglikozid uygulamalarından mümkün olduğu kadar uzak tutulmaları da tavsiye olunur.