PREDNOL Tablet

Mustafa Nevzat

Etken Maddeler:

Metilprednizolon

Piyasa Şekilleri:

4 mg: 20 tablet, 16 mg: 20 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:

Neoplastik hastalıklar: Lösemi ve lenfomalar, 16-96 mg; nefrotik sendrom, 64-80 mg. Allerjik hastalıklar: Bronşiyal astım, 16-48 mg; allerjik rinit, 16-48 mg; serum hastalığı, 16-48 mg; ilaç allerjileri, 80-200 mg; ürtiker, 32-48 mg; kontakt dermatit, 16-48 mg; atopik dermatit, 16-48 mg; anjiyoödem, 32-48 mg. Dermatolojik hastalıklar: Pemfigus, 80-200 mg; bulöz herpetiform dermatit, 48-96 mg; eritema multifom, 64-80 mg; eksfoliatif dermatit, 64-80 mg; fungoid mikoz, 48-96 mg; şiddetli seboreik dermatit, 64-80 mg. Oftalmik hastalıklar: Oftalmik herpes zoster, 16-48 mg; ön segment enflamasyonu, 16-48 mg; üveit ve koroidit, 16-48 mg; sempatik oftalmi, 16-48 mg; keratit, 16-48 mg; koriyoretinit, 16-48 mg; optik nevrit, 16-48 mg; iritis ve iridosiklit, 16-48 mg. Günlük başlangıç dozları; Endokrin hastalıkları: Adrenokortikal yetmezlik 20 mg (6 saatte bir), konjenital sürrenal hiperplazi 4-16 mg, non-süpüratif tiroidi 16-24 mg. Romatizmal hastalıklar ve kollajen doku hastalıkları: Artrit ve osteoartritler 8-16 mg, akut romatizmal ateş 32-80 mg, akut romatizmal kardit 1 mg/kg, ankilozan spondilit 8-16 mg, akut ve subakut bursit 16-24 mg, akut non-spesifik tenosinovit 16-32 mg, pilimiyozit 32-48 mg, akut gut artriti 16-48 mg, temporal arterit 32-48 mg, poliarterit 32-96 mg, sistemik lupus eritematöz 64-200 mg. Solunum sistemi hastalıkları: Semptomatik sarkoidoz 32-48 mg, löfler sendromu 32-48 mg, aspirasyon pnömonisi 8-24 mg, akut ve yaygın tüberküloz 48-96 mg. Şiddetli enfeksiyonlar: 32-80 mg.

Endikasyonları:

Genel olarak sistemik glukokortikoid tedavisi gerektiren hastalıklarda endikedir. Doğrudan hayatı tehdit eden şok gibi durumlarda glukokortikoidler intravenöz yoldan uygulanmalıdır. En çok kullanıldığı durumlar alerjik reaksiyonlar ve romatizmal hastalıklardır. Başlıca endikasyonlar; bronşiyal astım, saman nezlesi, ilaç alerjisi, ürtiker, ekzema ve dermatit gibi deri hastalıkları, akut romatizma, romatizmal eklem iltihabı ve kas romatizmasıdır. Ayrıca; edinsel hemolitik anemi, idiyopatik trombopeni, agranülositoz, miyeloblastoz, lenfogranulomatoz gibi kan hastalıkları, iç organların ülseroz kolit ve nefrotik sendrom gibi hastalıkları, pemfigüs grubundan deri hastalıkları, Lupus eritematozis, dermatomiyozit, transplantasyon sonrası immünsupresyon, sitostatik tedavisi ile radyoterapinin desteklenmesi, sürrenal korteksinin primer yetmezliği (Addison hastalığı) ve adrenalektomiden sonra yerine koymada da kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Metilprednizolona, diğer glukokortikoidlere veya yardımcı maddelerden herhangi birine aşırı duyarlığı olan hastalarda ve sistemik fungal enfeksiyonlarda kullanılmamalıdır. Mide ve barsak ülseri, ağır osteoporoz, psikiyatrik anamnez, amip enfeksiyonları, sistemik mikozlar, bulber-ansefalitik form dışında poliomiyelit, dar ve geniş açılı glokomlar, herpetik keratitis, viral kökenli hastalıklar -örn. su çiçeği-, herpes simplex veya herpes zosterin viremik dönemi (hayatı tehdit eden durumlar da dahil, kötüleşme riski), latent veya açık tüberküloz şüphesi taşıyan vakalar, koruyucu aşılardan yaklaşık 8 hafta öncesi ve 2 hafta sonrası, BCG aşısından sonra lemfadenopati teşekkül eden olgularda sübstitüsyon ve acil tedavi dışında, kortikosteroidlerle genel bir tedavi uygulanmamalıdır. Antikor cevabı yetersiz olabileceğinden veya nörolojik komplikasyonlar gelişebileceğinden sübstitüsyon tedavisi gören hastalar dışında glukokortikoid tedavisi görenler aşılanmamalıdır.

Uyarılar:

Ağır enfeksiyonlarda sadece etkene yönelik tedavi ile birlikte uygulanmalıdır. Çocuklarda endikasyon sıkı kriterlere göre konulmalıdır. Büyüme geriliğine neden olduğu için tedavi mümkün olan en düşük dozaj ve en kısa sürede yapılmalıdır. Peritonitle birlikte barsak delinmesi riskine bağlı olarak, perforasyon riski olan şiddetli ülseratif kolitli hastalarda, ve abse, pürülan enflamasyon, divertikülit ya da geçirilmiş bir barsak anastomozu olan hastalarda uygun takip ile ve kesin olarak kullanımı gerektiğinde uygulanmalıdır. Glukokortikoid kullanımı immün cevabı zayıflatabilir ve yeni enfeksiyonlar ortaya çıkabilir, fırsatçı mikroorganizmalar aktive olabilir ve latent enfeksiyonlar görülebilir. Glukokortikoidler mevcut veya gelişmekte olan enfeksiyonların tanısını güçleştirerek enfeksiyon belirtilerini maskeleyebilirler. Substitüsyon tedavisinden başka endikasyonlar için sistemik glukokortikoid alan hastalarda bazı viral hastalıklar şiddetlenebilir ve bazen hayatı tehdit edici olabilir. Suçiçeği geçirmemiş çocuklar ve erişkinler, suçiçeği veya herpes zoster geçiren kişilerle yakın temastan kaçınmalıdırlar. Tüberkülozun reaktivasyon riskinden dolayı, hastaların tüberkülin reaktivitesi dikkatle izlenmelidir. Bu hastalarda, uzun süreli glukokortikoid tedavisi süresince kemoprofilaksi tavsiye edilir. Miyasteni gravisli hastalarda, özellikle yüksek doz glukokortikoid kullananlarda hastalık kötüleşebilir ve miyastenik krizler oluşabilir. Kötüye gidiş genellikle tedaviye başladıktan sonra ilk iki hafta içinde oluşur. Bu sebeple, bu hastalar için başlangıç dozu düşük olmalı ve tedavi süresince dereceli olarak artırılmalıdır. Şeker hastalarında metabolizma durumu kontrol edilmeli ve gerekirse antidiyabetik tedavi yeniden ayarlanmalıdır. Özellikle yüksek dozla uzun süreli tedaviden sonra sodyum ve sıvı tutulması, hipokalemi eğilimi göz önünde bulundurulmalıdır. Böyle vakalarda yeterli potasyum alımının sağlanması, sodyum alımının kısıtlanması ve serum potasyum düzeylerinin izlenmesi gereklidir. Ağır hipertansiyon ve/veya kalp yetmezliği olgularında dikkatli davranılmalıdır. Uzun süreli glukokortikoid tedavisinde hasta gözlerini düzenli olarak kontrol ettirmelidir. Glukokortikoidlerin etkileri hipotiroidili hastalarda ya da karaciğer sirozu olan hastalarda güçlenir. Dozajın azaltılması ve dikkatli takip gerekir. Görme keskinliğinde azalma, baş dönmesi ya da baş ağrısı gibi belirli advers etkiler konsantrasyon ve reaksiyon yeteneğini bozabilir, dolayısıyla araba veya makina kullanımı için bir risk oluşturur. Nonspesifik ülseratif kolitte, diyabet, oküler herpes simpleks, osteoporosis, divertikülitis, aktif veya latent peptik ülser, myastenia gravis, kronik psikiyatrik rahatsızlıklar, glokom, evvelce var olan steroid miyopatisi, epilepsi, predispozisyon, tromboflebit, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği ve renal yetersizlikte metilprednizolon kullanımı dikkate kontrol edilmelidir. Hipoprotrombonemili hastalarda aspirin ve nonsteroidal antienflamatuvar ajanlarla beraber metilprednizolon kullanımından sakınılmalıdır. İlaç kullanımı kesinlikle ani olarak bırakılmamalıdır. Metilprednizolon plasental bariyeri geçer. Gebelikte veya gebeliğin engellenemediği durumlarda ancak kesin bir endikasyon varsa kullanılmalıdır. Metilprednizolon anne sütüne geçer. Klinik nedenlerle yüksek dozlar gerekirse, bebeğin anne sütüyle birlikte metilprednizolon almasını önlemek için emzirmeden kaçınılmalıdır.

Yan Etkileri:

Aydede yüz, gövdede yağlanma ve çok nadiren vertebral kanalda veya göğüs boşluğundaki yağ dokusunda reversibl yer değiştirme gibi yağ dağılımında anormallikler; kilo artışı; dokularda sodyum retansiyonu ve su birikimi; potasyum kaybı, hipokalemi; kalp yetmezliği olan hastalarda pulmoner konjesyon artışı; hipertansiyon; seks hormonlarının sekresyonunda bozukluklar (adet kanamasının olmaması, hirsutizm, iktidarsızlık); adrenokortikal inaktivite veya atrofi; çocuklarda büyüme geriliği; negatif nitrojen balansı; kan şekerinin yükselmesi, steroid diyabeti; serum lipid oranlarında değişmeler; antidiyabetik tedavi için gereksinim artışıyla beraber karbonhidrat toleransı yetersizliği; ağır vakalarda kemik kırığı riski ile steroid osteoporozu; femur ve humerus başında aseptik nekroz; özellikle üremi veya diabetes mellitus gibi metabolik bozukluğu olan hastalarda önceden mevcut tendon harabiyeti vakalarında tendon rüptürü (örn. Aşil tendonu); kas zayıflığı, miyasteni gravis'i olan hastalarda miyastenik krize kadar ilerleyebilen geçici kas güçsüzlüğünün kötüleşmesi görülebilir; non-depolarizan kas gevşeticilerin akut miyopati yapıcı etkilerini arttırabilir; mide ve duodenum ülseri gelişimi; peritonit, pankreatit, abdominal şişkinlikle birlikte mide veya duodenum ülseri perforasyonu; kan damarı hastalıkları; yara iyileşmesinin gecikmesi; üre artışının eşlik ettiği artmış protein yıkımı; deri atrofisi, deride şerit tarzında çizgiler, akne, deri içine kanama gibi deride değişiklikler, telanjiektazi, çürük, berelenme; nadir durumlarda, aşırı duyarlılık reaksiyonları (örn. deri döküntüleri), iştah artışı, bulantı; immün cevabın zayıflaması ve enfeksiyon riskinin artması. Bazı viral hastalıklar (örn. varicella, herpes simplex veya herpes zosterin viremik dönemi), şiddetli bazen hayatı tehdit edecek şekilde seyredebilir; serebral konvülziyonlar; papillo ödemle birlikte kafa içi basınç artışı; öfori, mizaç ve kişilik değişiklikleri, ağır depresyon veya psikoz değişiklikleri gibi psişik bozukluğun gelişimi veya şiddetlenmesi; sersemlik, başağrısı, uykusuzluk; lökositoz ve trombositoza eğilim; tromboz riskinin artması; lens bulanıklığı; göz içi basıncının artması, glokom, katarakt, ekzoftalmi, oftalmik viral veya fungal hastalıkların şiddetlenmesi. Uzun süreli tedaviyi takiben doz çok hızlı azaltıldığında kaslarda ve eklemlerde ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Aynı zamanda kalp glikozidleri uygulanıyorsa potasyum noksanlığı nedeniyle glikozid etkisinin artabileceği dikkate alınmalıdır. Diüretiklerle kombine edildiğinde fazla potasyum atılabilir. Glikokortikoidler antidiyabetik ilaçların kan şekerini düşürücü etkisini azaltabilir, kumarin türevlerinin antikoagülan etkisini hafifletebilirler. Aynı zamanda rifampisin, fenitoin ve barbitürat uygulanan hastalarda kortikosteroid etki azalabilir. Non-depolarizan kas gevşeticilerin relaksasyon yapıcı etkileri uzayabilir. Estrojenler (ör. kontraseptif ürünler) ile birlikte kullanımda kortikosteroid ihtiyacı azalabilir. Estrojenlerin beraber kullanımında, metilprednizolonu da içeren kortikosterodlerin metabolizması bozulabilir. Salisilatlarla birlikte uygulandığı zaman gastrointestinal kanama tehlikesi artabilir. Siklosporin ile karşılıklı metabolizma inhibisyonu; serebral konvülsiyon riski artar. Alerji testlerindeki deri reaksiyonları baskılanabilir.