1ilaç

MODURETİC Tablet

MSD

 

Etken Madde(ler):

Amilorid 5 mg, Hidroklorotiyazid 50 mg

 

Piyasa Şekilleri:

30 tablet içeren blister ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Hipertansiyonda günde tek doz veya bölünmüş dozlar halinde tok karnına alınan 1-2 tablet, maksimum 4 tablettir. Kardiyak kökenli ödemde günde 1 ya da 2 tabletle başlanır, 4 tableti aşmamak koşuluyla dozaj artırılabilir. Asitli karaciğer sirozunda günde 1 tabletle başlanır. Günde 4 tableti aşmamak koşuluyla gerektiğinde etkili diürez sağlanıncaya kadar doz arttırılabilir.

 

 

Endikasyonları:

Tek başına ya da diğer antihipertansif ilaçlara ek bir ilaç olarak hipertansiyon, kardiyak kökenli ödem, assit ve ödemle birlikte olan karaciğer sirozunun tedavisinde, potasyum eksikliği bulunduğundan ya da gelişebileceğinden kuşkulanılan hastalarda endikedir. Hidroklorotiyazid ile amilorid kombinasyonu, uzun süre şiddetli diüreze maruz kalan hastalarda aşırı potasyum kaybı gelişmesi olasılığını en aza indirir. Potasyum tutucu amilorid komponenti sayesinde, potasyum dengesi üzerindeki olumlu etkinin özel önem taşıdığı durumlarda özellikle endikedir.

 

Kontrendikasyonları:

Hiperkalemi (serum potasyumunun 5.5 mEq/l'nin üstünde değerlere ulaşması), aynı anda başka bir kalüretik tedavinin ya da potasyum destek tedavisinin uygulanıyor olması, böbrek yetersizliği (anüri, akut böbrek yetersizliği, şiddetli ilerleyici böbrek hastalığı ve diyabetik nefropati) ve bileşimdeki maddelere karşı aşırı duyarlılık durumlarında kontrendikedir.

 

Uyarılar:

Amiloridi tek başına ya da diğer diüretik ilaçlarla birlikte kullanan hastalarda hiperkalemi (serum potasyum konsantrasyonunun 5.5 mEq/l'nin üstünde olması) gözlenmiştir. Hiperkalemi, özellikle yaşlı hastalarda ve hastanede tedavi görmekte olan, kardiyak ödemi ya da assitli sirozun yanı sıra bilinen böbrek hastalığı da bulunan, durumu ağır hastalarda ya da şiddetli diüretik tedavisi uygulanan hastalarda saptanmıştır. Bu hastalar, hiperkaleminin klinik, laboratuvar ve elektrokardiyografik belirtileri açısından dikkatle izlenmelidir. Bu hasta grubunda bazı ölüm olguları bildirilmiştir. İlaç ya da potasyumdan zengin diyet şeklindeki potasyum destek tedavisi, şiddetli ve/veya refrakter hipokalemi olguları dışında bu kombinasyonla birlikte uygulanmamalıdır. Eğer potasyum desteği uygulanırsa, serum potasyum düzeylerinin dikkatle izlenmesi önerilir. Tedavi uygulanan hastalarda hiperkalemi ortaya çıkarsa ilaç hemen kesilmeli ve eğer gerekirse, plazma potasyum düzeyini düşürmek için aktif yöntemler uygulanmalıdır. Kreatinin klirensi 30 ml/dak'ın altında düştüğünde tiyazid grubu diüretikler etkisiz kalırlar. Kan üre nitrojeni (BUN) 30 mg/dl'nin, serum kreatinin düzeyleri 1.5 mg/dl'nin ya da tam kan üre değerleri 60 mg/dl'nin üzerine çıkan hastalara ya da diabetes mellituslu hastalara, ancak serum elektrolitleri ve BUN düzeyleri dikkatli ve sık olarak izlenirse bu kombinasyon verilmelidir. Böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda görülebilen potasyum birikimi, antikaliüretik bir ajanın eklenmesiyle daha da artabilir ve hızla hiperkalemi gelişmesiyle sonuçlanabilir. Bu kombinasyon, elektrolit dengesizliği olasılığını azaltır, ancak gene de gelişebilecek hiponatremi, hipokloremik alkaloz ve hipomagnezemi gibi sıvı elektrolit dengesizliklerinin belirtileri konusunda uyanık olunmalıdır. Hastada aşırı kusma görülüyorsa ya da parenteral yoldan sıvı alıyorsa, serumda ve idrarda elektrolit düzeylerinin belirlenmesi özellikle önemlidir. Sıvı ve elektrolit dengesizliğinin uyarıcı işaret ve semptomları arasında ağız kuruluğu , susama, halsizlik, letarji, sersemlik, huzursuzluk, nöbetler, kas ağrıları ya da krampları, kas yorgunluğu, hipotansiyon, taşikardi, oligüri ve bulantı-kusma gibi gastrointestinal bozukluklar sayılabilir. Özellikle eğer diürez çabuk sağlanırsa, tedavi uzun süredir devam ediyorsa ya da hastada ilerlemiş siroz varsa, diğer güçlü diüretikler gibi hidroklorotiyazid ile de hipokalemi gelişebilir. Hipokalemi, dijitalin toksik etkilerine (örn. ventriküler irritabilite artışı) karşı kalbi duyarlılaştırabilir ya da bu etkilere vereceği yanıtı artırabilir. Diüretiklerin yol açtığı hiponatremi genellikle hafif ve asemptomatiktir. Hipokalemi, az sayıda hastada şiddetli ve semptomatik olabilir. Bu hastalara hemen müdahale etmek ve tedaviye başlamak gerekir. Tiyazidler, idrarla kalsiyum atılımını azaltabilirler. Kalsiyum metabolizmasının bilinen bozuklukları bulunmamasına rağmen, serum kalsiyum konsantrasyonunda hafif ve aralıklı yükselmelere neden olabilirler. Paratiroid bezleriyle ilgili fonksiyon testleri uygulanmadan önce tiyazid tedavisine ara vermek gerekir. Hidroklorotiyazid, azotemiyi ortaya çıkarabilir ya da artırabilir. Böbrek fonksiyon bozukluğu bulunan hastalarda ilacın birikici etkileri gelişebilir. böbrek hastalığı tedavisi sırasında giderek artan azotemi ve oligüri görülürse, diüretik kesilmelidir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu ya da ilerleyici karaciğer hastalığı bulunanlarda, sıvı ve elektrolit dengesindeki küçük değişiklikler bile karaciğer komasına yol açabileceğinden tiyazidler dikkatle kullanılmalıdır. Tiyazid tedavisi gören belirli hastalarda hiperürisemi gelişebilir ya da gut hastalığı açığa çıkabilir. Tiyazid tedavisi glukoz toleransını bozabilir. Aralarında insülinin de bulunduğu antidiyabetik ilaçlarla doz ayarlaması yapmak gerekebilir. Diyabetik hastalarda ya da diyabetik olduğundan kuşkulanılan hastalarda hiperkalemi riskini en aza indirebilmek için tedaviye başlamadan önce, böbrek fonksiyonlarının durumunun bilinmesi gerekir. Glukoz tolerans testi uygulanmasından en az üç gün önce tedavinin kesilmiş olması gerekir. Kardiyopulmoner hastalığı olan ya da diyabeti yeterince kontrol edilmeyen hastalar gibi, respiratuvar ya da metabolik asidoz geliştirebilecek, durumu ciddi hastalarda antikaliüretik tedavi ancak özel dikkat gösterilerek uygulanmalıdır. Asit-baz dengesindeki değişmeler, hücre içi/hücre dışı potasyum dengesini değiştirir ve asidoz gelişmesi, serum potasyum düzeyindeki ani artışlarla ilişkili olabilir. Tiyazid kullanımıyla, sistemik lupus eritematozusun alevlenmesi ya da aktivasyonu olasılığının varolduğu bildirilmiştir. Hafif ödemi bulunan ya da bulunmayan, bunun dışında sağlıklı gebe kadınlarda diüretiklerin rutin kullanımı endike değildir ve gerek anneyi, gerekse fetüsü gereksiz yere tehlikeye sokar. Diüretikler hamilelik toksemisinin gelişmesini önlemez ve toksemi tedavisinde yararlı olduklarına dair yeterli kanıt yoktur. Tiyazidler plazma engelini aşarlar ve kordon kanında görülürler. Bu nedenle gebelikte ya da gebelikten kuşkulanıldığında bu kombinasyonun kullanımına karar vermeden önce, ilacın sağlayacağı yararlar ve fetüs üzerine olası riskleri değerlendirilmelidir. İlacın fetüse olası riskleri arasında, fetüs ya da yenidoğan sarılığı, trombositopeni ve muhtemelen, erişkinlerde ortaya çıkan diğer yan etkiler sayılabilir. Tiyazidler anne sütüne geçtiğinden, ilacın kullanılması zorunluysa emzirme kesilmelidir. Amiloridin çocuklarda kullanımının güvenli olup olmadığı saptanmadığından, kullanılması önerilmez.

 

Yan Etkileri:

Genellikle iyi tolere edilir. Basit yan etkiler sık bildirilmiş olmasına karşın, önemli yan etkiler sık bildirilmemiştir. Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kırgınlık, göğüs ağrısı, sırt ağrısı, senkop, aritmi, taşikardi, dijital toksisitesi, ortostatik hipotansiyon, angina pectoris, bulantı, iştahsızlık, kusma, diyare, kabızlık, karın ağrısı, gastrointestinal kanama, iştah değişiklikleri, batın dolgunluğu, flatülans, susama, hıçkırık, yüksek serum potasyum düzeyleri (5.5 mEq/l'nin üstünde), elektrolit dengesizliği, hiponatremi, gut, dehidratasyon, döküntü, kaşıntı, kızarma, bacak ağrısı, kas krampları, eklem ağrısı, baş dönmesi, vertigo, parestezi, stupor, insomnia, sinirlilik, mental konfüzyon, depresyon, uyku hali, dispne, ağızda kötü tad, görsel bozukluk, nazal konjesyon, empotans, dizüri, noktüri, enkontitans, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi yan etkiler görülebilir.

 

İlaç Etkileşimleri:

Alkol, barbitüratlar ya da narkotiklerle beraber verildiğinde ortostatik hipotansiyonda şiddetlenme görülebilir. Antidiyabetik ilaçların dozunun yeniden ayarlanması gerekebilir. Hidroklorotiyazid diğer antihipertansif ilaçların etkilerini potansiyelize eder. Birlikte verildiğinde bu ilaçların ve özellikle gangliyon blokerlerinin dozajını azaltmak gerekebilir. Kortikosteroidler ve ACTH ile beraber verildiğinde şiddetli elektrolit eksikliği, özellikle hipokalemi görülebilir. Presör aminlere verilen yanıtı azaltabilir, ancak bu azalma kullanılmalarını engelleyecek kadar değildir. Tübokürarin gibi depolarizan olmayan kas gevşeticilerine verilen yanıtı artırabilir. Diüretikler genel lityum klirensini azaltırlar ve lityum toksisite riskini artırırlar. Nonsteroid ilaçlar, diüretiklerin antihipertansif, natriüretik ve diüretik etkilerini azaltabilir.