1ilaç

GRANOCYTE 34 Flakon

Eczacıbaşı

 

 

Etken Madde(ler):

Lenograstim (rHuG-CSF) 33.6 (263) MIU (mcg)

 

Piyasa Şekilleri:

1 flakon ve 1 adet çözücü ampul içeren ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Kemik iliği transplantasyonu, sitotoksik kemoterapi sonrası ve kemoterapiden sonra periferik kan progenitör hücrelerinin mobilizasyonu için önerilen Granocyte 34 dozu, günde 150 mcg/m2'dir (19.2 MIU/m2) (terapötik olarak günde 5 mcg/kg'a (0.64 MIU/kg) eştir). Granocyte 34, vücut alanı 1.8 m2'ye kadar olan hastalara uygulanabilir. Granocyte 34, periferik kan progenitör hücrelerinin mobilizasyonu için tek başına kullanılıyorsa, önerilen doz günde 10 mcg/kg'dır (1.28 MIU/kg). Erişkinler: Kemik iliği transplantasyonu: Granocyte 34, transplantasyondan sonraki gün başlanmak üzere, izotonik NaCl çözeltisinde seyreltilerek 30 dakikalık infüzyon ya da subkutan enjeksiyon şeklinde uygulanmalıdır. Tedaviye nötrofil sayısında beklenen düşme geçene ve nötrofil sayısı tedavinin kesilmesine izin verebilecek düzeye gelinceye kadar sürdürülmelidir. Maksimum tedavi süresi ardışık olarak 28 gündür. Sitotoksik kemoterapi sonrası: Kemoterapinin tamamlanmasından sonraki gün başlanarak, subkutan enjeksiyon şeklinde günde 150 mcg/m2 dozunda uygulanmalıdır. Nötrofillerde beklenen düşme geçene ve nötrofil sayısı tedavinin kesilmesine izin verecek düzeye gelinceye kadar devam edilmelidir. Uygulanacabilecek maksimum tedavi süresi ardışık olarak 28 gündür. Tedavinin ilk iki gününde nötrofil sayısında geçici bir yükselme görülebilirse de, genellikle nötrofil sayısında beklenen düşmenin daha sonra gerçekleşmesi ve tedaviye devam edilmesiyle daha hızlı düzelme elde edilmesi nedeniyle tedavi kesilmemelidir. Periferik kan progenitör hücrelerinin mobilizasyonu: Kemoterapinin tamamlanmasından sonraki gün başlanarak, subkutan enjeksiyon şeklinde günde 150 mcg/m2 dozunda uygulanmalıdır. Beklenen düşmeden sonra nötrofil sayısı yükselmeye başladığında ya da geçerliliği kanıtlanmış bir yöntemle kandaki CD34+ hücreler değerlendirildikten sonra lökaferez yapılmalıdır. Yoğun kemoterapi uygulanmamış olan hastalarda, kabul edilebilir minimum hücreye sayısına ulaşmak için bir lökaferez genellikle yeterlidir. Sadece periferik kan progenitör hücre mobilizasyonu amacıyla kullanılıyorsa, 4-6 gün süreyle s.c. enjeksiyon şeklinde günde 10 mcg/kg dozunda uygulanmalıdır. Lökaferez, 5 ve 7'inci günler arasında yapılmalıdır. Yoğun kemoterapi uygulanmamış olan hastalarda, kabul edilebilir minimum hücreye sayısına ulaşmak için bir lökaferez genellikle yeterlidir. Kemik iliği transplantasyonu uygulanan 2 yaşın üstündeki çocuklarda Granocyte 34'ün etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmıştır.

 

 

Endikasyonları:

Lenograstim (rHuG-CSF), hücre farklılaşması ve büyümesini düzenleyen sitokinlerin biyolojik olarak aktif proteinler alt grubuna aittir. Uzun süreli ağır nötropeni riski altında bulunduğu düşünülen ve kemik iliği transplantasyonundan sonra miyeloablatif tedavi gören non-miyeloid maligniteli hastalarda nötropeni süresinin kısaltılması, febril nötropeni insidansında anlamlı artışa neden olduğu bilinen sitotoksik tedavinin uygulandığı hastalarda ağır nötropeni süresinin ve bu durumun yol açabileceği komplikasyonların azaltılması ve Periferik Kan Progenitör Hücrelerinin (PBPC) mobilize edilmesinde endikedir. Özellikle trombositer seri üzerinde kümülatif veya baskın olarak miyelotoksik etkileri bulunan antineoplastik ilaçlarla (nitrozüre, mitomisin) birlikte kullanılmasının güvenilirliği bilinmemektedir. Bu ilaçların özellikle trombositler üzerindeki toksisitesini artırabilir.

 

Kontrendikasyonları:

Bileşiminde bulunan maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır. Sitotoksik ilaçların miyelotoksik etkilerini azaltabilir ancak genel toksisitelerini azaltmaz. Bu nedenle, sitotoksik kemoterapiden daha fazla etki elde etmek için, sitotoksik kemoterapinin belirlenen dozlarının üstündeki dozlarda ya da dozaj protokollerinde uygulanabilmesini sağlayabilmek amacıyla kullanılmamalıdır. Sitotoksik kemoterapi ile aynı anda uygulanmamalıdır. De novo akut miyeloid lösemi dışında miyeloid malign hastalıklar, 55 yaşın altında hastalardaki de novo akut miyeloid lösemi ve iyi sitogenetiğe sahip t(8;21), t(15;17) ve inv (16) gibi akut miyeloid lösemilerde kullanılmamalıdır.

 

Uyarılar:

Granülosit koloni stimulan faktör, in vitro koşullarda miyeloid hücrelerin çoğalmasını sağlayabilir ve in vitro koşullarda bazı non-miyeloid hücrelerde de benzer etkiler görülebilir. Miyelodisplazi, sekonder akut miyeloid lösemi veya kronik miyelojen lösemili hastalardaki etkinliği ve güvenilirliği belirlenmemiştir. Bu nedenle, bu endikasyonlarda kullanılmamalıdır. Kronik miyeloid löseminin blast fazı ile akut miyeloid lösemi tanısının ayırtedilmesine özel dikkat gösterilmelidir. Miyelodisplastik sendromun akut miyeloid lösemiye dönüşümünü etkileyip etkilemediği belirlenmemiştir. Herhangi bir pre-malign miyeloid hastalıkta kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Non-spesifik özellikteki bazı tümörlerde nadiren G-CSF reseptörü bulunabildiğinden, rHuG-CSF tedavisinde sırasında, beklenmeyen şekilde tümörün tekrar büyümesine dikkat edilmelidir. Sitotoksik kemoterapiden ciddi lökositoza bağlı olası riskler nedeniyle, lenograstim tedavisi sırasında düzenli aralıklarla lökosit sayımı yapılmalıdır. Beklenen düşmeden sonra lökosit sayısı 50x109/l'nin üstüne çıkarsa, tedavi derhal kesilmelidir. Periferik kan progenitör hücrelerinin mobilizasyonu sırasında lökosit sayısı 70x109/l'nin üstüne çıkarsa tedavi kesilmelidir. Akciğer fonksiyonlarının kötüleşmesi ve pulmoner infiltrasyonun radyolojik bulgularıyla birlikte öksürük, ateş ve dispne gibi akciğer belirtilerinin ortaya çıkması, erişkinlerde respiratuvar distres sendromunun (ARDS) ön belirtileri olabilir. Bu durumda, tedavi kesilerek uygun tedaviye geçilmelidir. Akut ve kronik greft-versus-host hastalığının insidansını ve şiddetini nasıl etkilediği tam olarak bilinmemektedir. Yoğun kemoterapi alanında lenograstimin güvenilirliği ve etkinliği henüz saptanmamıştır. Lenograstim, kemoterapi kürleri arasındaki sürenin belirlenen limitlerin altına indirilmesi ve/veya kemoterapi dozlarının yükseltilmesi amacıyla kullanılmamalıdır. Yapılan bir faz II kemoterapi çalışmasında, nonmiyeloid toksisiteler sınırlayıcı faktör olmuştur. Aynı popülasyonlardaki hastalarda yapılan çalışmalarda, lenograstimin kemoterapi sonrasında kullanılmasının, tek başına kullanılmasına oranla, yine aynı laboratuvarda değerlendirilen periferik kan progenitör hücre (PBPC) mobilizasyonunu daha fazla artırdığı görülmüştür. Bununla birlikte, iki mobilizasyon yöntemi arasında seçim yapılırken, genel tedavi hedefleri her hasta için özel olarak değerlendirilmelidir. Daha önce yoğun miyelosupresif tedavi ve/veya radyoterapi uygulanmış olan hastalarda, periferik kan progenitör hücre mobilizasyonu kabul edilebilir minimum düzeye ulaşmayabilir ve bu nedenle kan hücreleri istenilen düzeye çıkamayabilir. Periferik kan progenitör hücre transplantasyon programı, hastanın tedavisinin erken dönemlerinde planlanmalı ve yüksek doz kemoterapi uygulanmadan önce mobilize olmuş periferik kan progenitör hücre sayısına özellikle dikkat edilmelidir. Hücre sayısı düşükse, periferik kan progenitör hücre transplantasyon programı, diğer tedavi şekilleriyle değiştirilmelidir. Laboratuvarlar arasında CD34+ hücre sayısının sitometrik analiz sonuçları değişkenlik gösterebildiğinden, progenitör hücre miktarının saptanma yöntemine dikkat edilmelidir. 60 yaşın üstündeki donörlerdeki etkinliği ve güvenilirliği araştırılmadığından, bu kişilerde bu amaçla kullanılması önerilmemektedir. Bazı yasal düzenlemeler ve çalışmaların bulunmaması nedeniyle, küçük donörlerde kullanılması da önerilmemektedir. Çalışmalara alınanların %24'ünde belirgin lökositoz gözlenmiştir. Donörlerin %42'sinde afereze bağlı trombositopeni gözlenmiştir. Lökaferez, bu nedenle, antikoagülan kullanan ya da hemostaz bozukluğu olduğu bilinen kişilerde uygulanmamalıdır. Birden fazla lökaferez yapılması gerekiyorsa, trombosit sayısı lökaferezden önce 100x109/l'nin altında olan donörlere özel dikkat gösterilmelidir. Genel bir kural olarak, trombosit sayısı 75x109/l'nin altında olanlara aferez uygulanmamalıdır. Donörlerin seçiminde, venöz damar yolu gerekebileceği düşünülerek, santral venöz kateter takılmasından kaçınılmalıdır. Granülosit koloni stimulan faktör (G-CSF) uygulanan çok az sayıdaki sağlıklı donörde, nedeni bilinmemekle birlikte, dalak ruptürü bildirilmiştir. Bu nedenle, dalak boyutları dikkatle izlenmelidir. Batın üst sol kadranda ya da omuz ucunda ağrı bildiren sağlıklı donörlerde, dalak ruptürü olasılığı gözönünde bulundurulmalıdır. Malign miyeloid serinin ortaya çıkma riski mevcuttur. Bu nedenle, aferez merkezleri kök hücre bağışlarını sistematik olarak kaydetmeli ve takip etmelidir. Allojenik kök hücresi nakli, kronik graft-versus-host riskinin yükselmesine neden olabilir ve greft fonksiyonu ile ilgili uzun süreli bilgiler sınırlıdır. Ağır karaciğer ya da böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda, etkinliği ve güvenilirliği araştırılmamıştır. Daha önce uygulanmış bulunan yoğun radyoterapi veya kemoterapi gibi nedenlere bağlı olarak miyeloid progenitör hücreleri ileri derecede azalmış bulunan hastalarda, nötrofil yanıtı bazen azalır. Bu durumlardaki güvenilirliği kanıtlanmamıştır. Gebelik kategorisi C'dir. Gebe kadınlarda kullanımının güvenilirliği henüz saptanmamıştır. anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden, emziren annelerde kullanılması önerilmez.

 

Yan Etkileri:

Plasebo uygulananlara kıyasla lenograstim uygulananlarda ortalama trombosit sayısı daha düşük bulunduğundan, trombosit sayısının düzelmesine özel önem verilmelidir. Kemoterapinin neden olduğu nötropenilerde lenograstimin, kümülatif kemik iliği toksisitesi ya da temel olarak trombositer seri üzerinde toksik etkili antineoplastik ilaçlarla (nitrozüre, mitomisin) birlikte kullanılmasının güvenilirliği saptanmamıştır. Özellikle trombositler üzerindeki toksisiteyi artırabilir. En sık bildirilen istenmeyen etkiler, kemoterapi tedavisi gören kanserli hastalardakine benzer şekilde, alopesi, bulantı, kusma, ateş ve başağrısıdır. Hastalarda, biraz daha yüksek oranda kemik ağrısı (yaklaşık %10 daha yüksek) ve enjeksiyon bölgesinde reaksiyon (yaklaşık %5 daha yüksek) bildirilmiştir. Periferik kan progenitör hücre mobilizasyonunda; sağlıklı kişilere uygulandığında, en sık bildirilen istenmeyen klinik etkiler baş ağrısı (%30), kemik ağrısı (%23), sırt ağrısı (%17.5), asteni (%11), karın ağrısı (%6) ve ağrıdır (%6). Ağrının ortaya çıkma riski lökosit sayısı yüksek olanlarda artmaktadır. Donörlerin %24'ünde lökositoz ve trombositopeni bildirilmiştir. Donörlerin %12'sinde AST ve ALT, %16'sında alkalen fosfataz değerinde geçici yükselme bildirilmiştir. G-CSF uygulanan izole birkaç sağlıklı donörde dalak ruptürü bildirilmiştir. Bazı erişkin vakalarda, solunum yetmezliği ya da fatal sonuçlanabilen respiratuvar distres sendromuna (ARDS) yol açabilen pulmoner infiltrasyon bildirilmiştir. Çok ender olarak, tedavi sırasında ortaya çıkan izole birkaç anafilaktik şok dahil, alerjik reaksiyonların görüldüğü bildirilmiştir. Nadiren kutanöz vaskülit bildirilmiştir. Sweet sendromu, eritema nodosum ve piyoderma gangrenosum çok ender bildirilmiştir. Bunlar genellikle nötrofilik dermatozlara yol açtığı bilinen hematolojik maligniteli hastalarda bildirilmiş olmakla birlikte, maligniteye bağlı olmayan nötropenili hastalarda da görülmüştür. Lyell sendromu, çok ender olarak bildirilmiştir. Tedavi kesildikten sonra karaciğer fonksiyon test bozukluklarında düzelme görülmüştür.

 

İlaç Etkileşimleri:

Hızla bölünen miyeloid hücrelerinin sitotoksik kemoterapiye duyarlılıkları nedeniyle, kemoterapi öncesi ve sonrası ile lenograstimin uygulanışı arasında en az 24 saat bulunması önerilir. Diğer hematopoetik büyüme faktörleri ve sitokinler ile olası etkileşimleri klinik çalışmalarda henüz araştırılmamıştır.