1ilaç

PROLIXIN DECANOATE Ampul

BRISTOL-MS

 

Formüler > M.S.S > Psikozlar > Depo Antipsikotikler > Flufenazin Dekonat

 

 

Etken Madde(ler):

Flufenazin dekanoat 25 mg/ml

 

Piyasa Şekilleri:

1 ml'lik 1 ampul

 

 

Kullanım Şekli:

Başlangıç dozu 1/2-1 ampuldür. Etkinin başlaması 24-27 saat içinde olur. İdame doz 4-6 haftada bir ampuldür.

 

 

Endikasyonları:

Şizofreni belirtilerinin kontrolünde endikedir. Flufenazin dekanoatın, mental retardasyonlu hastalardaki davranış komplikasyonlarının kontrolünde etkili olduğu gösterilmemiştir.

 

Kontrendikasyonları:

Flufenazine aşırı duyarlılığı olan, komatoz veya şiddetli depresif durumda olan hastalarda kontrendikedir. Fenotiyazinler subkortikal beyin harabiyeti bulunduğu tespit edilen veya bulunmasından şüphe edilen hastalarda, yüksek dozlarda hipnotik alan hastalarda, kan diskrazisi veya karaciğer harabiyetinin mevcut olduğu durumlarda ve 12 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır. Fenotiyazin türevlerine çapraz duyarlılık oluşabilir.

 

Uyarılar:

İlaca bağlı tıbbi müdahale gerektiren şiddetli yan etkilerin görülebileceği olasılığına karşı dikkatli olunmalıdır. Çapraz duyarlılık olasılığı nedeniyle, fenotiyazin türevlerine karşı kolestatik sarılık, dermatoz veya diğer allerjik reaksiyonlar gösteren hastalarda flufenazin dekanoat dikkatle kullanılmalıdır. Yüksek dozlarda fenotiyazin grubu bir ilaç kullanan psikotik hastalar, ameliyat edildikleri sırada olası hipotansif olaylara karşı dikkatle gözlenmelidir. Ayrıca bu hastalarda anestezik ve merkezi sinir sistemi depresanlarının daha düşük dozlarının gerekebileceği unutulmamalıdır. Flufenazin kullanan bazı hastalarda, eklenen antikolinerjik etkiden dolayı, atropinin etkileri artabilir. Flufenazin dekanoat aşırı sıcak veya fosforlu insektisidlere maruz kalan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Grand mal konvülziyonların oluştuğu bilindiğinden, bu ilaç konvulzif bozuklukları olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Mitral yetersizlik veya diğer kardiyovasküler hastalıkları olan ve feokromositomalı hastalarda ilaç dikkatle kullanılmalıdır. Uzun süreli tedavi gören hastalarda karaciğer harabiyeti, pigmenter retinopati, lentiküler ve korneal depozit ve düzeltilemeyen diskinezi gelişebilir. Kullanım sırasında hepatik ve renal fonksiyonların ve kan tablosunun incelenmesi için imkanlar bulundurulmalıdır. Uzun süreli tedavi gören hastaların renal fonksiyonları izlenmeli, eğer kan üre azotunda anormallikler görülürse tedavi kesilmelidir. Bütün fenotiyazinlerde olduğu gibi, flufenazin dekanoat ile tedavi edilen hastalarda gizli pnömoni gelişme olasılığına karşı dikkatli olunmalıdır. Prolaktin sekresyonunu attıran antipsikotik ilaçların kronik kullanımının, uygun şartlarda kemirgenlerde meme neoplazmalarına sebep olma potansiyeline sahip olduğu sonucuna varmak için yeterli deney sonuçları mevcuttur. Kemirgenler ve insanların arasında prolaktinin farklı fizyolojik roller olduğu bilinmektedir. Halen yeterli epidemiyolojik çalışmalar bulunmadığı için, flufenazin dekanoat veya diğer antipsikotik ilaçların uzun süre kullanımının insana meme kanseri riskiyle ilgisi bilinmemektedir. Otomobil sürmek veya ağır makinaları kullanmak için gerekli olan mental ve fiziksel kabiliyetler zayıflayabilir. Hamilelik sırasında kullanımının emniyeti henüz saptanmamıştır.

 

Yan Etkileri:

Fenotiyazin bileşikleri ile en sık görülen yan etkiler psödoparkinsonizm, distoni, diskinezi, akatizi, okülorjik krizler, opistotonos ve hiperfleksiyi içeren ekstrapiramidal semptomlardır. Bazen flufenazin dekanoat kullanımını takiben, hipertermi ile beraber görülen adele sertliği bildirilmiştir. Bu ekstrapiramidal semptomlar çoğunlukla düzeltilebilir, ancak inatçı da olabilirler. Bu reaksiyonların insidansı ve şiddeti, bütün fenotiyazin türevleri için, diğer faktörlerden daha çok her hastanın duyarlığına bağlıdır, dozaj seviyesi ve hastanın yaşı da belirleyicidir. Ekstrapiramidal reaksiyonlar kişiyi telaşlandırabilir. Bu nedenle hastalar ve yakınları önceden uyarılmalı ve teskin edilmelidir. Bu reaksiyonlar genellikle benzotropin mezilat veya intravenöz kafein ve sodyum benzoat enjeksiyonu gibi antiparkinson ilaçları kullanılarak ve doz azaltılarak kontrol edilebilir. Uzun süreli tedavi sırasında veya ilaç tedavisi kesildikten sonra bazı hastalarda tardif diskinezi görülebilir. Bu risk yüksek dozda tedavi gören yaşlı, özellikle kadın hastalarda daha çok gibi görünmektedir. Semptomlar inatçıdır ve bazı hastalarda düzeltilemez gibi görünür. Bu sendrom dil, yüz, ağız veya çenenin istemsiz ritmik hareketleri şeklinde karakterize olur. Bazen bunların yanında ekstremitelerin istemsiz hareketleri görülebilir. Bu semptomlar ortaya çıktığı taktirde bütün antipsikotik ilaçlar kesilmelidir. Dilin ince vermiküler hareketlerinin bu sendromun ön belirtisi olabileceği ve bu belirti görülür görülmez ilaç kullanımı kesilirse sendromun gelişmeyeceği bildirilmiştir. Sersemlik veya letarji olduğu taktirde, dozu azaltmak gerekebilir. Tavsiye edilen dozun çok üstündeki flufenazin dozlarında, katatonik duruma benzer bir durumun ortaya çıktığı bilinmektedir. Psikotik proseslerin reaktivasyonu veya şiddetlenmesi ile karşılaşılabilir. Fenotiyazin türevleri bazı hastalarda huzursuzluk, heyecan veya garip rüyalara neden olabilir. Flufenazin kullanıldığında hipertansiyon ve kan basıncında değişiklikler bildirilmiştir. Flufenazin kullanıldığında hipertansiyon nadiren bir sorun oluşturur. Ancak, feokromositoma, serebral vasküler veya renal yetersizlik, veya mitral yetersizlik gibi şiddetli kardiyak rezerv yetersizliği olan hastalarda fenotiyazin bileşikleri kullanıldığında hipotansif reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Tedavi olarak epinefrin, fenotiyazin türevlerinin etkisini ters çevirdiği ve böylece kan basıncında daha da fazla düşme yapacağı için kullanılmamalıdır. Bulantı, iştah kaybı, salivasyon, poliüri, terleme, ağız kuruluğu , baş ağrısı ve kabızlık gibi otonom reaksiyonlar oluşabilir. Bazı hastalarda bulanık görme, glokom, idrar kesesi paralizi, fekal empaksiyon, paralitik ileus, taşikardi veya nazal konjesyona sebep olabilir. Bazı hastalarda vücut ağırlığında değişiklik, periferal ödem, anormal laktasyon, jinekomasti, menstrüal düzensizlikler, hamilelik testlerinde yanlış sonuçlar, erkeklerde impotans ve kadınlarda libido artması oluştuğu bilinmektedir. Kaşıntı, eritem, ürtiker, sebore, fotosensitivite, egzama ve eksfolyatif dermatit gibi deri rahatsızlıkları bildirilmiştir. Bazı hastalarda anafilaktoid reaksiyonlar oluşma olasılığı unutulmamalıdır. Agranülositoz, trombositopenik veya nontrombositopenik purpura, eozinofili, pansitopeni, ve lökopeni gibi kan diskraziler görüldüğünden tedavi sırasında rutin kan sayımları önerilir. Ayrıca, ağız, dişetleri ve boğazda bir ağrı veya üst solunum yolu infeksiyonunun herhangi bir belirtisi oluşur ve selüler depresyon oluştuğunu gösteren lökosit sayısında azalma saptanırsa tedavi kesilmeli ve hemen uygun önlemler alınmalıdır. Özellikle tedavinin ilk aylarında kolestatik sarılıkla kendini gösteren karaciğer hasarı ile karşılaşılabilir. Bu durum oluşursa tedavi kesilmelidir. Fenotiyazin alan psikotik hastane hastalarında ani, beklenmeyen ve açıklanamayan ölümler bildirilmiştir. Önceki beyin hasarı veya havale etkileyici faktörler olabilir. Havaleli olduğu bilinen hastalarda yüksek dozlardan kaçınmalıdır. Birçok hastada, ölümden hemen önce psikotik davranışlarda ani artmalar görülmüştür. Otopsi sonuçları genellikle akut fulminan pnömoni veya pnömonit, gastrik içeriğin aspirasyonu veya intramiyokardiyal lezyonlar göstermiştir. Sistemik eritematoza benzer sendrom, fatal kardiyak areste sebep olabilecek kadar şiddetli hipotansiyon, elektrokardiyogram ve elektroensefalogram kayıtlarında değişmeler, serebrospinal sıvı proteinlerinde değişmeler, serebral ödem, astma, laringeal ödem ve anjiyonörotik ödem, uzun süreli kullanımda ise deri pigmentasyonu, lentiküler ve korneal opasiteler fenotiyazin türevleriyle görülen yan etkilerdir.

 

İlaç Etkileşimleri:

Flufenazin alkol, hipnotikler, sedatifler gibi güçlü analjeziklerin santral sinir sistemi depresan etkilerini arttırabilir. Adrenalin ve diğer sempatomimetik ilaçların etkisini antagonize edebilir, guanetidin ve klonidin gibi adrenerjik blokerlerin kan basıncı düşürücü etkilerini tersine çevirebilir. L-Dopa'nın antiparkinson etkisini, antikonvülzanların etkisini, trisiklik antidepresanların metabolizmasını ve diyabet kontrolünü bozabilir. Antikoagülanların etkilerini arttırabilir. Lityum ile etkileşebilir.