1ilaç

BUSULFEX IV Ampul (üretilmiyor)

BİEM

 

 

Etken Madde(ler):

Busulfan 6 mg/ml

 

Piyasa Şekilleri: (üretilmiyor)

10 ml'lik 1 i.v. ampul içeren ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Busulfex kullanılmadan önce seyreltilmelidir. Bir merkezi venöz kateter yoluyla iki saatlik enfüzyon şeklinde her 6 saatte bir ve 4 gün süreyle toplam 16 doz olarak uygulanır. Busulfan'ın kan-beyin bariyerini geçtiği ve nöbetlere yol açtığı bilindiğinden, tüm hastalara fenitoin premedikasyonu yapılmalıdır. Fenitoin, busulfan plazma AUC'sini %15 oranında azaltır. Diğer antikonvülzanların kullanılması daha yüksek bir VOD (Veno-Oklüsif Disease) ve nöbet riskine yol açabilir. Diğer antikonvülzanların kullanılmasının gerekli olduğu durumlarda plazma busulfan seviyeleri izlenmelidir. İlk dozundan önce antiemetikler verilmeli ve belirlenmiş bir şemaya göre, Busulfex kullanımı boyunca uygulamaya devam edilmelidir. Dozu, uyarlanmış ideal vücut ağırlığına göre uygulandığında, klerans tahmini daha iyi yapılır. Kemik iliği veya preferik projenitör kan hücresi nakillerinden önce bir hazırlık rejimi elemanı olarak siklofosfamid ile birlikte kullanımında Busulfex'in normal yetişkin dozu, hangisi daha az ise, mevcut vücut ağırlığı veya ideal vücut ağırlığının kilogramı için 0.8 mg olup doz her 6 saatte bir ve 4 gün süreyle (toplam 16 doz) uygulanır. Kilolu ve aşırı kilolu hastalarda BUSULFEX dozunun uyarlanmış ideal vücut ağırlığına dayalı olarak verilmesi gerekir. İdeal vücut ağırlığı (İVA) hesaplanması (boy cm, ağırlık kg olarak): İVA (kg; erkek)= 50+0.91 x (boy-152); İVA (kg; kadın)= 45+0.91 x (boy-152). Uyarlanmış ideal vücut ağırlığı (UİVA) hesaplanması: UİVA= İVA + 0.25 x (mevcut ağırlık-İVA). Siklofosfamid, Busulfex ile kombine olarak BMT-3 gününde (Bone Marrow Transport- Kemik İliği Transplantasyonu) ve 16'ncı Busulfex dozundan 6 saat sonra başlayarak, iki gün süreyle ve her gün 60 mg/kg dozda bir saatlik infüzyon şeklinde uygulanır.

 

 

Endikasyonları:

Kronik miyelojen löseminin palyatif tedavisinde endikedir. Tamamen tedavi edici etkisinin olmamasına rağmen, total granülosit kitlenin azalmasında, hastalık semptomlarının hafifletilmesinde ve hastanın klinik durumunun geliştirilmesinde etkilidir.

 

Kontrendikasyonları:

Busulfana dirençli olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır. Daha önce ilaca karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu göstermiş hastalara verilmemelidir. KLL, akut lösemi ve KML'nin blastik krizinde etkili değildir.

 

Uyarılar:

Busulfan, sadece bu tür ilaçları uygulama deneyimi olan hekimler tarafından kullanılması gereken aktif bir sitotoksik ajandır. Busulfan, bronkopulmoner displeniye neden olabilir. Diğer ajanlarda selüler displazi olabilir. Kromozom abarasyonlar oluşabilir. Diğer kemoterapotiklerle beraber nadiren venooklüzif hastalıklar olabilir. Hastada akciğer toksisitesi gelişirse busulfan tedavisi kesilmelidir. Busulfan genel olarak, radyoterapiyle birlikte veya hemen radyoterapi sonrasında verilmemelidir. Pulmoner toksisite olasılığı olan hastalara anestezi gerekiyorsa, hastaya verilen oksijen konsantrasyonu emniyetle en düşük oranda korunmalı ve postoperatif respiratuvar bakımda dikkatli olmalıdır. Kronik granülositik lösemili hastalarda hiperürisemi ve/veya hiperürikosüri yaygındır ve busulfan tedavisine başlamadan önce bunlar düzeltilmelidir. Tedavi sırasında, hiperürisemi ve ürik asit nefropatisi riski yeterli hidrasyon ve allopurinol kullanımı dahil uygun profilaksiyle önlenmelidir. İlacın karsinojenik potansiyeli göz önünde tutularak polisitemi vera ve esansiyel trombositemi tedavisi için busulfan verilmesi çok dikkatle değerlendirilmelidir. Aşırı miyelosupresyon olasılığını ve irreversibl kemik iliği aplazisi riskini önlemek için tedavi boyunca kan sayımlarının kontroluna çok dikkat edilmelidir. Otolog veya alojenik kemik iliği transplantasyonu öncesinde ilik-çizgi ablasyonu hazırlık rejiminin bir bölümünü teşkil etmek üzere yüksek dozda busulfan kullanılabilir ve bunun, tüm vücut radyasyonuna bir alternatif oluşturduğu gözlenmektedir. Yüksek dozda busulfana atfedilebilir generalize sara nöbeti olguları bildirilmiştir. Toplam vücut radyasyonu beraberinde veya radyasyon uygulanmadan siklofosfamidle kombinasyon halinde busulfan kullanımı sonrasında yaşamı tehdit edici ve bazen de öldürücü karaciğer veno-oklüzif hastalığı görüldüğü bildirilmiştir. Bu tedavinin araştırma niteliğinde olduğu, içerdiği tehlikeler ve gereken destekleyici bakım düzeyi göz önünde bulundurularak kemik iliği transplantasyonu, sadece uygun tesisleri olan uzmanlık merkezlerinde ve sadece tecrübeli klinisyenler tarafından uygulanmalıdır. Busulfanın çeşitli deneylerde mutajenik ve karsinojenik olduğu gösterilmiştir. Hayvan çalışmalarında teratojenik ve insanlarda potansiyel teratojeniktir. Mutlak olarak busulfana atfedilmese de birkaç konjenital anomali olgusu bildirilmiştir ve gebelikte üçüncü üç aylık dönemde maruz kalmayla intraüterin büyüme geriliği arasında ilişki görülmüştür. Bununla beraber ilk üç aylık dönemde in utero busulfana maruz kalma sonrasında dahi görünürde normal birçok çocuğun doğmuş olduğu bildirilmiştir. Menopoz öncesi hastalarda menopoz semptomlarıyla birlikte oversupresyonu ve amenore meydana gelmesi sık görülmüştür. Adölesan dönemi öncesi bir kız çocuğunda busulfan tedavisi overde fonksiyon yetmezliği nedeniyle puberte başlangıcını engellemiştir. Busulfan, deney hayvanlarında spermatogenezi engeller. Erkek hastalarda sterilite, azospermi ve testiküler atrofi yaptığına ilişkin klinik raporlar vardır. Tüm sitotoksik kemoterapi uygulamalarında olduğu gibi eşlerden herhangi birine busulfan verildiğinde yeterli kontraseptif önlemler uygulanmalıdır. Gebelik sırasında özellikle ilk üç aylık dönemde busulfan kullanımından mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Her olguda, ilacın anneye potansiyel yararıyla fetüse olası riski tartılmalıdır. Busulfanın veya metabolitlerinin insan sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Busulfan alan anneler emzirmemelidir.

 

Yan Etkileri:

Busulfanın en yaygın yan etkisi kemik iliği depresyonu, özellikle de trombositopenidir. Gastrointestinal etkiler: Normal terapötik dozlarda nadiren mide bulantısı, kusma ve diyare gibi gastrointestinal etkiler kaydedilmiştir. Günlük tedavinin bölünmüş dozlar halinde uygulanmasıyla kontrol altına alınabilir. Pulmoner etkiler: Genellikle birkaç yılı aşan uzun süreli tedavilerden sonra nadiren, ilerleyen dispne ve inatçı kuru öksürükle birlikte diffüz interstisyel pulmoner fibroz görülmüştür. Histolojik özellikleri arasında büyük hiperkromatik çekirdekleri olan dev hücrelerin varlığı ve alveolar ve bronşiyoler epitelyumda atipik değişiklikler bulunur. Bir kez pulmoner toksisite yerleşirse busulfanın kesilmesine rağmen prognoz iyi değildir ve kortikosteroidlerin yararlı olduğuna dair çok az bilgi mevcuttur. Başlangıç genellikle gizlidir, fakat akut da olabilir. Akciğer patolojisi süperempoze enfeksiyonlarla komplike olabilir. Pulmoner ossifikasyon ve distrofik kalsifikasyon görüldüğü de bildirilmiştir. Busulfanın neden olduğu subklinik akciğer toksisitesine ilave etkileri olabilir. Dermatolojik etkiler: En yaygın deri reaksiyonu hiperpigmentasyondur. Özellikle esmer tenlilerde olmak üzere hastaların %5-10'unda görülür. Özellikle boyun, üst gövde, meme uçları, karın ve avuç içi kıvrımlarında belirgindir. Diğer nadir cilt reaksiyonları arasında ürtiker, eritema multiforme, eritema nodosum alopesi, porphyria cutanea tarda, allopurinol tipi bir döküntü, cildin tam anhidrozla aşırı kuruması ve duyarlılığı, oral mukoz membranların kuruması, dudak çatlaması bulunur. Hepatik etkiler: Kolestatik sarılık ve karaciğer fonksiyonu anormallikleriyle ilgili bazı raporlar bulunmakla beraber normal terapötik dozlarda busulfanın genellikle belirgin derecede hepatotoksik olmadığı düşünülür. Bununla beraber, kronik granülositik lösemi için en az iki yıl süreyle düşük dozda busulfanla tedavi edilen hastaların postmortem retrospektif raporlarında sentrilobuler sinüzoidal fibroz görüldüğü bildirilmiştir. Yüksek dozda busulfan tedavisinden sonra hiperbilüribinemi, sarılık, hepatik veno-oklüzif hastalık ve hepatoselüler atrofi ve nekroz beraberinde sentrilobüler sinüzoidal fibroz gözlenmiştir. Oftalmik etkiler: Busulfan tedavisi sırasında bazen bilateral de olabilen katarakt ve lens değişiklikleri görüldüğü bildirilmiştir. Öncesinde yüksek dozda busulfan tedavisi uygulanan kemik iliği transplantasyonu sonrasında kornea incelmesi bildirilmiştir. Diğer etkiler: Yüksek dozda busulfan verilmiş erişkinlerde konvülsiyonlar gözlenmiştir. Busulfanın yan etkisi olarak myasthenia gravis, hemorajik sistit ve jinekomastinin de görüldüğü bildirilmiştir. Busulfanla tedavi edilen hastalarda uterin, servikal, bronşiyal ve diğer epitelleri etkileyen yaygın displazi dahil birçok histolojik ve sitolojik değişiklikler gözlenmiştir. Bu raporların çoğu uzun süreli kullanımla ilgiliyse de yüksek dozda kısa süreli kullanım sonrasında da geçici epitelyal anormallikler gözlenmiştir.

 

İlaç Etkileşimleri:

Busulfan ve tioguanin kombinasyonu, nodüler rejeneratif hiperplazi, portal hipertansiyon ve özofagus varislerine neden olmuştur. Pulmoner toksisiteye neden olan diğer sitotoksiklerin aditif etkisi olabilir.