NOVALGİN Ampul

AVENTİS FARMA 

Formüler > M.S.S > Analjezikler > Opiyoid Olmayanlar > Dipiron

Etken Madde(ler):

Metamizol sodyum (Dipiron)

Piyasa Şekilleri:

500 mg/ml: 2 ml'lik 10 ampul
2.5 g/5 ml: 5 ml'lik 5 ampul

Kullanım Şekli:

Yetişkinler ve 15 yaş ve üzerindekilerde i.v. veya i.m. yoldan uygulanacak bir defalık doz 2-5 ml'dir. Günlük doz 10 ml'ye (5 g) kadar artırılabilir. Novalgin 3 aylıktan küçük veya 5 kg'dan düşük ağırlıktaki bebeklere uygulanmamalıdır. 1 yaşından küçük çocuklarda yalnızca i.m. yoldan uygulanmalıdır. Yaklaşık 30 kg ağırlığındaki bir çocukta bir defalık doz 0.4 ila 1 ml'dir. Bebekler (5-8 kg): 0.1-0.2 ml (i.m.) maksimun doz 0.4 g. Çocuklar (9-15 kg): 0.2-0.5 ml (i.m. veya i.v.) maksimum doz 1 g. 16-23 kg: 0.3-0.8 ml (i.m. veya i.v.) maksimum doz 1.6 g. 24-30 kg: 0.4-1 ml (i.m. veya i.v.) maksimum doz 2 g. 31-45 kg: 0.5-1.5 ml (i.m. veya i.v.) maksimum doz 3 g. 46-53 kg: 0.8-1.8 ml (i.m. veya i.v.) maksimum doz 3.6 g. Gerektiğinde bu doz günde 4 kereye kadar tekrarlanabilir.

Endikasyonları:

Şiddetli veya dirençli ağrı ve ateş.

Kontrendikasyonları:

Metamizol ya da diğer pirazolonlara (örn. fenazon, propifenazon) veya pirazolidinlere (örn. fenilbutazon, oksifenbutazon) karşı alerji, örn. bu maddelerden birine karşı önceden gelişen agranülositoz; bozulmuş kemik iliği fonksiyonu (örn. sitostatik tedavi sonucu oluşan) ya da hematopoetik sistem hastalıkları; salisilatlar, parasetamol, diklofenak, ibuprofen, indometazin, naproksen gibi analjeziklere karşı bronkospazm ya da diğer anafilaktoid reaksiyonlar (örn. ürtiker, rinit, anjiyoödem) gelişen hastalar; yardımcı maddelerinden birine karşı alerji; akut intermitan hepatik porfiria (porfiria ataklarının indüksiyon riski) ve konjenital glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği (hemoliz riski).

Uyarılar:

Dipiron tedavisi sırasında aşırı duyarlılık reaksiyonları görülebilir. Bunların en önemli olanları şok ve agranülositoz, lökopeni, trombositopeni gibi kan tablosu bozukluklarıdır. Her iki reaksiyon da nadiren görülür, ancak hayatı tehdit edici olup komplikasyonsuz uygulamadan sonra dahi ortaya çıkabilir. Uzun süreli kullanımlarda kan kontrolleri yapılmalıdır. Daha önceden kan yapımı bozulmuş olanlarda (örn. sitostatik tedavi sonucu) dipiron doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Bronş astması veya özellikle saman nezlesi şeklinde belirtilerin eşlik ettiği kronik solunum yolu enfeksiyonu olan hastalar veya çeşitli ağrı ve romatizma ilaçlarına karşı aşırı duyarlılığı (analjezik astması, analjezik entoleransı) olan kişiler dipiron kullandıkları zaman astma veya şoka maruz kalabilirler. Aynı durum, az miktarda alkol aldıkları zaman aksıran, gözleri yaşaran, yüzde şiddetli kızarmadan şikayet eden veya besin maddelerine, kürklere, saç boyalarına, konservasyon maddelerine karşı deri reaksiyonları, kaşıntı, ürtiker gibi aşırı duyarlılık gösteren hastalar için de geçerlidir. Astma öyküsü olan hastalar, astma atağına karşı dikkatle izlenmelidir. Gebelerde özellikle ilk 3 ay ve son 6 hafta içinde kesin bir endikasyon varsa kullanılmalıdır. Böbrek fonksiyonuyla etkileşme olasılığı nedeniyle, tıbbi zorunluluk olmadıkça 3 aylıktan küçük veya 5 kg'den düşük ağırlıktaki bebeklere uygulanmamalıdır. Müstahzarların parenteral formlarının uygulanması sırasında anafilaktik şok görülebilir. Terleme, bulantı, siyanoz gibi ilk belirtileri ortaya çıktığı zaman enjeksiyona hemen son verilir. İğne ven içinde bırakılır ve/veya damar yolunun açık tutulması için vene uygun bir kanül yerleştirilir ve hemen epinefrin, i.v. glukokortikoid, plazma genişletici, oksijen, antihistaminik uygulanır. Hasta baş aşağı yatırılır ve solunum yolu açık tutulur.

Yan Etkileri:

Dipironun başlıca yan etkileri aşırı duyarlılık reaksiyonlarından ileri gelmektedir. Bunların en önemlileri şok ve agranülositoz, lökopeni, trombositopeni gibi kan tablosu bozukluklarıdır. Her iki reaksiyon da nadiren görülür, ancak hayatı tehdit edici olup komplikasyonsuz uygulamadan sonra dahi ortaya çıkabilir. Agranülositoz, yüksek ateş, titreme, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ağız-burun-boğaz-genital ve anal bölgelerde enflamatuvar lezyonlar gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. İlaca hemen son verildiğinde belirtiler tekrar normale döner. Trombositopeni kendini kanama eğiliminde artış ve/veya deri ve mukozalarda peteşi şeklinde kanamalarla belli eder. Diğer önemli reaksiyon olan şok, soğuk ter, baş dönmesi, uyuşukluk, bulantı, deri renginin solması, solunum güçlüğü şeklinde ortaya çıkabilir. Yüzde şişkinlik, kaşıntı, kalp bölgesinde darlık hissi, nabızda artış, kol ve bacaklarda soğukluk hissi olabilir. Bu belirtiler ilaç alındıktan hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkabilir. Nadir olgularda, özellikle anamnezinde böbrek hastalığı olanlarda ve aşırı dozlarda, idrar yapımının azalması, tamamen durması ve protein itrahında artış, böbrek dokusunda iltihap gibi geçici böbrek bozuklukları gözlenmiştir. Diğer istenmeyen etkiler; konjunktivitada, burun ve boğaz mukozalarında, deride (ürtiker şeklinde döküntüler gibi), çok nadir olgularda ise şiddetli bazan hayatı tehdit edici mukozaların da tutulduğu büllöz deri reaksiyonları (Stevens-Johnson sendromu veya Lyell sendromu) aşırı duyarlılık reaksiyonlarıdır. Bu tür deri reaksiyonları görüldüğünde ilaç hemen kesilmeli ve uygun tedaviye başlanmalıdır.

İlaç Etkileşimleri:

Siklosporin ile kullanıldığında siklosporin düzeylerini düşürebilir. Dipiron ve alkol birbirlerinin etkilerini artırırlar.