FLANTADİN Tablet

AVENTİS FARMA 

Etken Madde(ler):

Deflazakort

Piyasa Şekilleri:

30 mg: 10 tablet, 6 mg: 20 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:

Yetişkinlerde başlangıç günlük dozajı, tedavi edilen spesifik hastalığın şiddeti ve gelişmesi göz önüne alınarak 6 mg'dan 90 mg'a kadar değişebilir. Başlangıç dozu tatmin edici yanıt elde edilene kadar korunmalı veya değiştirilmemelidir. Gereksinime göre kortikosteroid kullanımının değişkenliği vurgulanmalıdır. İdame dozları, semptomları kontrol altına alabilecek minimum dozlar olmalıdır. Dozların azaltılması daima kademeli olmalıdır.

Endikasyonları:

Deflazakort alerjik, romatolojik, bağ dokusu, dermatolojik, respiratuvar, hematolojik, renal ve neoplastik hastalıkların tedavisinde endike olan, antienflamatuvar ve immunosupresan özellikli bir glukokortikoiddir. Kemik dokusu üzerine bir etkisi olmaması nedeniyle, özellikle osteoporoz riski yüksek olan ve glukokortikoid tedavisine ihtiyaç duyan kişilerde seçilecek ilaç olabilir. Düşük diyabetojenik etkisi de, deflazakortun diyabetik ve prediyabetik kişilerde seçilecek oral sistemik glukokortikoid olmasını sağlar.

Kontrendikasyonları:

Aktif tüberküloz, peptik ülser, oküler herpes simpleks, sistemik mikotik enfeksiyonlar, psikozlar, deflazakorta aşırı duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Kortikosteroidler perforasyon riskli spesifik olmayan ülseratif kolit, abseler ve piyojen enfeksiyonlar, divertikül iltihabı, yakında geçirilmiş intestinal anastomoz, böbrek yetmezliği, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz ve myastenia gravis durumlarında dikkatle kullanılmalıdır. Özel stres koşullarında, kortikosteroid tedavisi gören hastalarda doz ayarlaması, stres koşullarına göre yapılmalıdır. Kortikostreoidler enfeksiyonların bazı belirtilerini maskeleyebilirler ve kullanımları sırasında hastalığa karışan enfeksiyonlarla karşılaşılması mümkündür. Bu durumlarda uygun bir antibiyotik terapisi düşünülmelidir. Yüksek dozlarda uzun süreli terapi sırasında elektrolit balansı değişirse, sodyum ve potasyum alımı ayarlanmalıdır. Kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırır. Kortikosteroid tedavisi gören hastalar çiçek aşısı olmamalıdır. Diğer immünizasyon prosesi, özellikle yüksek dozlarda kortikosteroid alan hastalar için nörolojik komplikasyonlar ve azalan antikor yanıtının olası riskleri nedeniyle uygulanmamalıdır. Aktif tüberkülozda deflazakort kullanımı, yalnızca fulminan veya dissemine tüberkülozla sınırlı olmalıdır, bu olgularda da kortikosteroidin kullanımı uygun bir antitüberkülöz tedavisiyle birlikte sürdürülmelidir. Eğer kortikosteroidler latent tüberkülozlu veya tüberküline pozitif yanıt veren hastalara uygulanacaksa, sıkı kontrol altında tutulmaları gereklidir, çünkü hastalığın şiddetlenme olasılığı vardır. Uzun süreli kortikoterapi durumunda bu hastalar kemoprofilaksiye tabi tutulmalıdır. Kortizonun neden olduğu sekonder adrenokortikal renal yetmezlik dozunun kademeli olarak azaltılmasıyla kontrol edilebilir. Relatif yetmezliğin bu tipi terapinin ayarlanmasından sonra aylarca ısrarla devam edebilir. Bu periyodda ortaya çıkacak stresin her durumunda uygun bir hormonal terapi uygulanmalıdır. Bu durumda mineral kortikoid salgılanması tehlikeye girebilir ve bu nedenle hormon tedavisiyle birlikte tuz ve/veya mineralkortikoid verilmelidir. Hipoprotrombinemiden yakınan hastalarda kortikosteroidlere asetilsalisilik asit eklenmesinin önerilmesinde dikkatli olunmalıdır. Kortikoterapi sırasında; öfori, uykusuzluk, kişilik ve ruh halinin değişmesi, ağır depresyon, gerçek ve tipik psikoz semptomları gibi çeşitli türlerde ruhi değişiklikler olabilir. Kortikosteroidler preeksistent emosyonel instabilite veya psikoz eğilimini artırır. Deflazakort, gebe kadınlarda ve çocukluğun erken dönemlerinde sadece tıbbi gözetim altında çok gerekli olduğu durumda uygulanmalıdır. Glukokortikoidler süte geçer, yenidoğanda endojen steroid üretim inhibisyonuna neden olabilir ve gelişmenin supresyonuna neden olabilir. Uzun süreli kortikoterapiye maruz çocuklarda gelişme ve büyümeyi durdurucu olabileceğinden, kontrol altında uygulanmalıdır.

Yan Etkileri:

Su ve elektrolit dengesinin bozulması, hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezliğine eğilimi olan hastalarda nadiren olabilir. Osteoporoz, kemiklerin kırılganlığı ve miyopati gibi muskuloskelatal rahatsızlıklar görülebilir. Gastrointestinal sistemdeki komplikasyonlara, peptik ülserin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olur. Yara kapanmasının gecikmesi, cildin frajilite ve incelmesi gibi ciltte değişiklikler, baş dönmesi, baş ağrısı, intrakranial basıncın artması gibi nörolojik değişiklikler görülebilir. Özellikle stres döneminde hipofiz-sürrenal fonksiyonlarda değişiklik meydana gelebilir. Menstrüel düzensizlik, Cushingoid görüntü, çocuklarda büyüme problemleri, azalan karbonhidrat toleransıyla latent diabetes mellitusun açığa çıkması ve diyabet tedavisi görenlerde hipoglisemik ilaçlara gereksinmenin artması gibi endokrin bozukluklar ve subkapsüler posterior katarakt ve artmış intraoküler basınç gibi oflalmik yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Birlikte kullanıldığında antikoagülanlara verilen yanıtı azaltabilir veya bazen artırabilir. Potasyum atılımını artıran diüretiklerle birlikte kullanıldığında potasyum kaybı artabilir.