1ilaç

HYTRIN Tablet

 ABBOTT 

 

 

Etken Madde(ler):

Terazosin hidroklorür

 

Piyasa Şekilleri:

5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet, 5 mg: 14 tablet içeren blister ambalajlarda.

 

Kullanım Şekli:

Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg'dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg'a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg'dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

 

 

Endikasyonları:

Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70'inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH'in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

 

Kontrendikasyonları:

Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

 

Uyarılar:

Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1'inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7'dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21'inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

 

Yan Etkileri:

Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1'inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu , dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

 

İlaç Etkileşimleri:

ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH'li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.